YALÇIN ESİN IŞIL


Hüdai Amcanın Kaleminden
YALÇIN’ın Yaşam Öyküsü ;

Yalçın Gürbünüz'ün Hayatı ve Özgeçmişi.

Yalçın Bir temmuz akşamı yani 22.7.1954 günü akşamı saat 20.30 Üsküdar Zeynep Kamil Hastanesinde Ebesi Nisaiye Müte hasısı ( Kadın Doğum Uzmanı ) olan Dr. Burhanettin Üstünel in elinde doğmuştur. Annesi Melâhat, Babası Hüdai. Her ikiside öğretmendir.
Yalçının doğumu Aileye uğurlu gelmiştir. O doğar doğmaz Anne, baba İstanbula tayin edilmişlerdir. Ailenin üçüncü çocuğudur. Ondan oncekiler maalesef kan uyuşmazlığından, birisi bir hafta sonra, diğeri ise doğduktan sonra ölmüşdür.
Zeynep Kamil Hastanesi baş Hekimi olan rahmetli Kadın Doğum Uzmanı Dr. Burhanettin Üstünel, Yalçının annesi Melâhat Gürbüzün öğretmen olan babası Ali Fevzi Gürselinde talebesidir. Kendisi de bizim okul ve orta okuldan sınıf arkadaşımızdır. Anne Yalçına hamile olur olmaz babası ile hemen ona başvurmuşlar, Yalçın onun kontrolünden ve onun elinde doğmuştur.
Yalçın zeki bir çocuktu. Babası okulda müzik derslerine girdiği ve mandolin çaldığı için küçük yaşlardan beri 1.5 – 2 yaşından beri iyi bir kulak terbiyesiyle çok güzel şarkıları söyler, daha o yaşlarda babasının öğrencilerine öğrettiği şarkıların bir çoğunu bilir. Öğretmen ve aile toplantılarında onlarla beraber şarkı söyledği gibi yalnız da söylerdi. Müziğe karşı inanılmaz bir tutkusu vardı. Daha dört yaşında iken babası ve annesi tarafından hediye olarak alınan akodeonla babasından kendisine şarkı öğretmesini istemiş ve adeta yalvarmıştı. Babasıda onun ısrarına dayanamıyarak basit okul şarkılarını Akordeon üzerinede yerlerini göstererek öğretmeye başlamış, bu basit şarkılar bir, iki derken 8,9 şarkıya ulaşmıştı ki akordeon da iyice hakim olmaya başladığı sırada babasına “ bana Gençlik Marşını öğret “ demişti. Babasıda : “o çok zor , sen daha küçüksün onu çalamazsın” demişti.
Akordeon Fakat kendisinin çalabilceğini ispatlarcasına, kendi kendi kendine çalışarak ilk once Üsküdar şarkısını kulaktan çıkarır ve babasının eve gelmesini bekler. Babası eve gelir gelmez hemen akordeonu alıdğı gibi mutfağa annesinin yanına gelir ve mutfak kapısınıda kapatarak hemen hemen pürüzsüz bir şekilde çalmıştı. Şarkı bitmiş, baba mutfağa girerek bu şarkıyı çalanı bilmiyormuş gibi yaparak “ bu şarkıyı kim çaldı, acaba bu ses komşulardanmı geldi ?” diyince, büyük bir gururla “ Ben çaldım hani bu şarkıyı çalamazsın diyordun, bak nasıl çaldım” der. Onun üzerine babası annesine dönerek “ bundan sonra Yalçına Akordeon çalmak yasak, o akordeonu derhal dolabına kitliyeceksin ” diyince babasından takdir yerine tekdir, yani beğeni yerine cezası ile karşılaşında isyan ederek babasına “ neden “ diye bağırı. Babasıda “ sen kulaktan pratik, ezbere, notasız çalıyorsun, nota ile diğil. Notayı öğreninceye kadar akordeon çalmak yok. “Öyle ile öğret” der , babası bir an düşünür. “Okuma yazma bilmeyene nasıl nota öğretilir” diye sorar, Sonra tekrar Yalçına dönerek “sen şimdi notamı öğretmen istiyorsun ?” diye sorar. İstiyorum cevabını alınca, peki öğrenmek için sözmü ? der. Oda “söz” diyince. Öyle ise gel bakalım diyerek eşit aralıklı dört çizgi çizer, başına sol anahtarını koyarak buna porte denir, diyerek böylece ilk ders başlamıştır. Önce çizgi üzerindeki notaların isimleri, sonra çizgi aralarındaki notaların isimleri ezberlenir.
Bunu süratlendirmek ( çabuklaştırmak ) içi kalem ucu çizgi üzerine veya çizgi aralarındaki her hangi bir notanın ismi söylenmezse babası “ gool “ diue bağırır. Böylece ilk zamanlarda bir sıfır, iki sıfır, üç dört hep babası galip gelir. Yalçın yenilmemek için bütün notaların isimlerine dikkat ederek öğrenir. Bu sefer Yalçın “ gol “ diye bağırarak babasını 10 sıfır , 20 sıfır yenmeye başlayınca Yalçının zevkine diyecek yoktur. Bu sefer babası ben oyunu bozuyorum der. Üçe kadar saynmayı kabul etmiyorum. Düşüncesi notaları daha seri ( çabuk ) okunmasını sağlamaktır. Üçe kadar diğiş bir diyene kadar notanın adı soylenecek. Varmısın diye oğluna sorar, oda varım der ve boylece botalar su gibi ezberlenirken müzik temelide atılmış olur. Bundan sonra Özel müzik öğretmeni tutularak müzik öğrenimine başlatılmıştır.
Sokaktaki yanıp sönen ışıklı reklamlar, her çocuğun dikkatini çektiği gibi Yalçının da dikkatini çekmiştir. Hem onları hemde dergi ve gazetedeki renkli reklamları çok sevdiği için gördüşü her reklam yazılarını daima sorar, soruları da cevapsız kalmazdı. Oyuncak diye aldıpımız renk renk plastik harflerle bu gördüklerini yazar, bize bak “ Vim , Jay , İş Bankası , Yapı ve Kredi bankası yazdım” diye gösterirken babası tarafından görülürki bir çok kelimeler öğrenilmiş. Okumaya geçmesi için teknik bir kaç konu kalmıştır.
Ne tekim babasının bu teknik konular üzerinde bir kaç gün durması ile Yalçın okumaya geçmiştir. Onun beş yaşında okumaya geçmesi demek , okul çağı olan yedi yaşın akadar geçecek iki senelik süre içinde okumasını daha da geliştirecek demektir. Ne tekim okul kayıtları başlamadan iki ay once, babası tarafından yapılan okuma testin de dakikada seksen kelime üzerinde bir sürate ( hıza ) ulaştığı görülmüştür. Bu da tabii bir konuşma hızı ve normal bir okuma seviyesi demektir.
Bu durumu gören bazı öğretmen arkadaşların imtihanla ikinci sınıfa alınması tavsiyeleri Yalçının babası tarafından pek ilgi görmemiş ve birinci sınıfa kaydını yaptırmıştır. 1960-1961 Öğretim yılında kaydı birinci sınıfta oldugu halde birinci sınıf öğretmeni ile görüşülerek arkadaşları arasında sıkılacağı düşünülerek kendi sınıfı okumaya geçinceye kadar ikinci sınıfta misafir olarak kalması uygun görülmüştür.
Gürbüz Ailesi İkinci sınıfta misafir bulunan birinci sınıf öğrencisi Yalçın, ikinci sınıf öğretmeni tarafından kendi öğrencilerine örnek gösterilerek, Yalçın gibi okuyun, Yalçın gibi çalışın diyen öğretmen diğer taraftan sınıfın birincisi oldugunu söyleyerek, imtihanla ikinci sınıfa alınmasını tekrar gündeme getirmek istediysede babasıda bu öğretmene “ yalnız bu gün düşünmeyin, bu gün sınıfta birincisi olabilir. Biraz da öünümüzdeki sınıfları orta okulu be liseyi düşünmelisiniz. Çocuklarda iki ayda bir zeka gelişmesi olur. Bu şu demektir. İkinci sınıf çocuğu Yalçından bir yaş büyük olduguna göre bir yaş, 12 ay , çocuklarda iki ayda bir zeka geliştğine göre 12 yi ikiye bolersek (6) altı defa daha birinci sınıf çocuğundan zekaca ileri demektir, zeka baskımından geri demektir. Bunun için ben çocuğumu üstün zeka sınıfına sokarak olası bir riske atmaktansa normal koşullarda okumasını, zeka üstünlüğü varsa bile rahat, sıkılmadan okumasını sağlamak baba olarak benim görevimdir.
İstisnalar ( ayrılıklar ) kadiyeyi ( kuralı ) bozmaz . bence kendi yaş grubu içindeki arkadaşlarıyla yarışa katılmak en iyisi ve en normalidir. Hele Yalçının derlerinin yanında yürütmek zorunda olduğu müzik çalışmalarınıda düşürseniz en uygunu budur. Diye noktayı koymuştur. Birinci sınıf öğretmeni sınıfı okumaya geçince Yalçın da ait olduğu birinci sınıfına alınarak sınıf başkanı seçilmiş, sınıfın lideri, öğretmenin sağ kolu, müzik derslerinde de müzik öğretmeni olmuştur.
Yalçın’a ilk okulda iken akardeondan sonra babası tarafından süpriz olarak bir piyano alınarak özel piyanı derslerine bağlanmıştır. Kısa zamanda piyano da da başarı gösteren Yalçın piyano öğretmeni nin takdirini kazanmış onun girişimleriyle Kimsesiz Çocuklar yararına Beyoğlu Saray Sinemasında yapılan konserde ödül almıştır. Yalçın ve Piyanosu Sonrada ikinci konserini Galatasaray Lisesinde yaparak burada ödüllendirilmiştir.
Yalçın’da bir müddet sonra müzikte bir isteksizlik , bir durgunluk, adeta bir bıkkınlık hissetim. Eskisi gibi çalışma sevki yok. Buna rağmen klasik müzik çalışmaları öğretmeni tarafından sürdürülüyor, müzik dersleri bir motonluk içinde devam ediyordu. Acaba bu durgunluk isteksizlik devamlı nota okumaktan olabilirmiydi diye düşündüm. Bu düşüncemi okulumuzun Müzik ÖğretmeniHüseyin Taç’a söyledim “Siz yalçın’ı bana getirin bir konuşalım” dedi.
Yalçın’ı müzik yönünden tekkik ettikten sonra bana “ Haklısınız, çocuk bu çağda kendini arkadaşlarına göstermek için onların bildikleri şarkıları çalmak ister. Oysaki o bunlardan uzaklaştırılmış , hep klasik nota okuma olmaz, bazen de günümüz müziğinden örnek vermek lazım. Biz berakber günümüz müziğinden, hemde klasik nota dersleriyle çalışır tahmin ediyorumki düzelir “ dedi. Hakikaten bir müddet sonra Yalçın eski hevesi , eski çalışmaz zevki yerine geldi. Ondan sonra geçen her gün onun daha iyiye daha ileriye gitmesine neden oldu diyebilirm.
Yalçın artık kendi sınıf müzik çalışmaları yanında, diğer sınıflarında aranılan adamı durumunda idi, çünkü onlarında müsamerelerindeki müzik çalışmalarını o yürütüyordu. Bu yoğun müzik çalışmaları yanında 1964-1965 öğretim yılı Yalçın’ın Halil Rüştü İlkokulundaki bu, son senesi, yani, bu yıl menzuniyet yılı, onun için bir taraftan da derslerine ve son sınıf imtihanlarına da yoğun çalışma bilinci ile derslerini de ihmal etmiyerek çalışmış ve son sınıf imtihanlarını da vererek Pek iyi derece ile 12.6.1965 Tarihli Diploma ile Halil Rüştü okulundan mezun olmuştur.
1965-1966 Öğretim yılı Sen Josef Fransız koleji imtijanlarını kazanarak bu okulun once iki yıl hazırlık sınıflarını sonrada orta bir, orta iki, orta üç sınıflarını geçtikten sonra klasik eğitimi sıkıcı bulan babasının ve kendisininde isteği ile Üsküdar Burhan Felek lisesine kaydı yaptırılmıştır. Yalçın’ın bu okula girişi sırasında ( sonradan kayın pederi olacak ) babası Hüdai Gürbüz’ün de arkadaşı olan o Okulun Müdür yardımcısı ve Tarih Hocası Tâlât Karacasu ile karşılaşırlar.
Onun gerek okul kaydına ve gerekse okul sırasında Yalçın’ın velisi gibi ( aslında yaradışı icabı herkese gösteridği yakınlığı Yalçın a da göstermiştir ) öğrenci gezilerine giderken aynı okulun orta kısmında okuyan kızı Esin’i aynı okulun lise kısmındaki Yalçına emanet etmesi. Daha sonra da ikisi arasında başlayan yakınlaşma, lise’den sonra söz kesilmesine, sonra nişan ve en sonunda da 18 Mayıs 1981 de evlenmeleriyle mutlu sona ulaşmıştır.
Yalçın’ ın müzik çalışmaları ilerledikçe Lise yıllarında orkestra çalışmalarıda başlamıştırç arkadaşlarıyla birlikte okul gecelerinde okul müsamerelerinde de başarılı konserler vermişlerdir. Tef Çalar Bundan cesaret alarak yaz tatilinden de faydalanarak Çamlıca Kısıklıktaki İzmir Gazinosu sahibi ile arkadaşlarıyla beraber konuşarak program yapma girişimleri olmuş bu kararlarını annesine soylerken istemeyerek kulak misafiri olmuştum. Annesi karşı çıkıyor, bir taraf tanda bana dönerek şuna bir şey söylesene durmuyormusun! Bak neler söylüyor diyordu. Bende Yalçım’a dönerek doğru mu ? duydum. Gazino sahibi ile mi konuştunuz diye sorunca. Evet doğru, bizleri önümüzdeki Cumartesi günü bekliyor diyince işin ciddiyeti anlaşılır, babası “ peki , orkestradaki arkadaşlarının kimler olduğunu sorabilirmiyim der” hepsinin öğrenci olduğunu anlayınca da babası “bunun yolu bu diğil” diye devam eder. “ siz gençsiziniz, tecrübesizsiniz, gazino sahipleri sizin gibi tecrübesiz çocuklardan faydalanmak isterler.
Arkalarında destek veren ailesi olmayınca da adlatırlar. Az para verirleri vedava çalıştırmak isterler veya para vermezler. Git istediğin yere şikayet et, derler , dayak atar dayar attırırlar, tehdit ederek korkuturlar. Eğer siz çok istiyorsanız ben araştırırım, eğer icap ederse sizin yanınıza bir ağabey gibi , bir baba gibi tecrübeli birisini bulur öyle çalışırsınız. Yoksa böyle kendi bildiğiniz iş yapmayın, eğer yapıyorsanız anne ve babanızı üzmüş olursunuz. Tavsiyesinde bulunurken “ mademki çok istiyorsanız ben hallerim” der Yalçın. Buna çok sevinen anneside babasına “ sen bunlara kösetek(mâni) olacağına destek oluyorsun diye kızar. Babası da çok istiyorsa neden olmasın elbet bir çarerine bakarız der.
Ertesi gün Yalçın’ın babası 1. Ordu Bando Bölüğünde As Subay Mehmet Günay ile görüşür. Mehmet Günay Yalçın’ın Orkestradaki davul çalan Fatih’in babasıdır. Kendisi hergece Kadıköy Reks düğün salonundaki Orkestrasında trompet çalmaktadır. Yalçının babası kendisine çocuklarından haberin varmı? Diye sorar. Oda haberim yok diyince durumu kısaca anlatır ve bu çocukların ( senin oğlunun da dahil olmak üzere bir baba bir ağabey gibi bu çocukların başlarına geçip bir orkestra ( bir grup) kurmasını istiyorum. Bana kesin bir cevap verelisin. Eğer sen olmazsan ozaman ben başka bir arkadaşla konuşacağım. Ama tercihim sensin çünkü senin de oğlun var bana kesin cevap verki bende ona göre Yalçın’a yeni org alacağım. Eğer olmayacaksa masrafa girmeme gerekte yok der. Mehmet bey hay hay memnuniyetle de nerde çalışacağız, en az 20 gün 1 ay birlikte prova yapmamız lazım nerede prova yapabiliriz diyincei müzik odası bomboş duruyor nasıl olsa mesai sonrası çalışacaksınız. saat 17 den sonra orada çalışabilirsiniz. Sözü üzerine Yalçına org alınır orkestra kurulur, provalar yapıldıktan sonra da Kadıkoy Reks düğün salonunda programa başlanmıştır. Bu suretle hem çocukların arzusu yerine getirilmiştir hemde bom boş geçecek yaz tatilide böylece değerlendirilmiştir.
Fakat bir müddet sonra babanın kuruduğu orkestra bizler açısında güzel de çocuklar açısında pek iyi olmadığını onların şikayetlerinden anlaşılır. (baba dedikleri meğer Mehmet Günaymış) şikayetlerini de şöyle “ baba programın bir başında birde sonunda çalıyor bizden fazla para alıyor. Onun için biz babası istemiyoruz. Biz kendi başımıza daha iyi çalışırız” diyorlar. Bende “unutmayın ki Mehmet beyin çaldığı alet trompettir. Herhalde bir nefesli saz olan trompeti bir programın sonuna kadar bir genç gibi devamlı çalmasını ondan istiyemezsiniz. Elbette arada sırada dinlenerek çalacak dedimdese “ arada sırada olsa biz ona razıyız.
Biri birlerine bakıp gülüşerek “ o hiç çalmıyorki “diyerek istemediklerini perçenlercesine itiraf ediyorlardı. Hele siz biraz daha yürütünde ikiye doğru bi çaresini düşünürüz. Sizde o zamana kadar biraz daha deneyim ( tecrübe ) kazanırsınız dedim. Diğer taraftan da Mehmet beyle görüşerek çocukların artık iyice piştiklerini kendisnin aralarından çekilerek onları yalnız bırakmasının zamanı geldiğini, artık ne onların seninle nede sein onarla yaş bakımından fikir bakımından ortak taraflarınız yok bu nedenle yavaş yavaş bırakmasını , ama genede ilgisini kesmemek kaydı ile, artık kuşlarını yuvadan uçurmanın zamanı geldiğini, bunun bir tabiat kanunu oldugunu soyledim.
Benim önerime uyarak bir müddet sonra o da ayrılmış ve böylece onlarında arzuları yerine getirilmiş oldu. Rönesans Ama onlar orkestradaki birlikteliklerini uzun zaman sürdürdüler. Tâki piyasada kendilerini kanıtlayıp tanıtma fırsatını bularak tanınmış bir orkestraya trasnfer olana kadar. Netekim Yalçın, Barış Manço nun Barış Manço-Kurtalan Ekspres ısrarlarına dayanamıyarak onun orgcusu olmuş, Uzun zaman uyum içinde çalıştıktan sonra Yalçın’ın ayrı bir orkestra kurmasıyla birbirlerinden ayrılmışlardır.
Yalçın 1972-1973 öğretim yılında Üsküdar Burhan Felek lisesinde mezun olmuş , aynı yıl içinde girdiği Üniversite imtihanlarında Sultan Ahmet İktisadi Ticari İlimler Akademisini Kazanarak bu okula 1973-1974 öğretim yılında kaydını yaptırmışsasa bu bölümü beğenmyerek ikinci defa üniversite imtihanlarına girerek bu sefer İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakultesi Jeofizik bölümünü kazanmış ve bu bölüme kaydını yaptırarak 1974-1975 öğretim yılında bu bölümde öğrenime başlamıştır.
Yalçın gerek lise yıllarında olsun ve gerekse üniversite yıllarında olsun anne ve babasına maddi yönden hiç yük olmamıştır. Klavyesi ile Kendi masraflarını kendi karşıladığı gibi anne babasına bile yardımı dokunmuştur. Örneğin yalovadaki yazlık dairelerini alırkan paraları kâfi felmediği için banka hesabından çektiği parayı onlara vererek yazlık dairelerinin alınmasına sebep olmuştur.
Yalçın İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışladaki Maden Fakultesi Jeofizik bölümü son sınıftaki ilk stajını Kırklareli de , İkinci sıtajını da Kandalli Rasathanesinde tamamladıktan sonra 1977-1978 öğretim yılında Maden Fakültesi Jeofizik bölümünü başarı ile tamamlayarak Jeofizik Mğhendisi olarak hayata atılmıştır.
Mezun olmasına olmuştur ama aldığı diploma bir süs, bir etiket olarak kalmıştır. Çünkü maalesef günün şartları mesleğini yapmasına maddi yönden bir engel teşkil ederek müzikten aldığı para Mühendislikten alacağı paranın çok çok üstünde olduğu için , üstelik dayalı döşeli kendi evini bırakarak başka yerlere gidip bir çok sıkıntıları çekmekten geçimini müzikten sağlama yolunu tercih etmiştir.
18 Mayıs 1981 yılında Yalçın ve Esin evlenince, Yalçın Esin 1974 te Emekliye ayrılırken annesi ve babasının emekli ikramiyelerini karşılığı olarak hediye ettikleri Göztepe Akasya Sokak hasan Hayri Paşa Apt. 6. Kattaki 28 No’lu daireye yerleşmişlerdir. Daha sonra bu daire satılarak Yalçın’ın girişimleri ile aynı sokaktaki 12 No’lu Gizem apt. 27 Nolu dubleks satın alınarak oraya taşınmışlardır.
1983 yılında Polatlı’da yapılan yedek subay hazırlık kıtasından sonra kurasını çekerek Erzurumun Aşkale’deki Askeri Gazino Komutanlığı görevine atanmıştır. Bu sırada çok sevdiği kızı Melodi Işıl’ın doğumunda bulunmak üzere paşadan 10 gün izin alarak İstanbul a gelmiştir ve 7 Mart 1983 günü saat 20:30 da doğmuş , adını da kendisinn koyduğu kızı Melodi Işıl ‘da babası gibi Dr. Zeynep Kamil Hastanesi Baş hekimi Kadın Doğum uzmanı olan Burhanettin Üstünel’in elinde doğmuştur. Askerlik görevi çok rahat bir şekilde Erzurum, Erzincan, Sarıkamış Aşkale Ordui Kolordu karargahları ve askeri gazinolarında Kenan Evren paşa ve arkadaşlarına yaptığı eğlence organizasyonları ve Müzik hazırlamakla geçmiştir.
Ona rağmen kendisi tarafından pek cazip olmadığı hatta pek sıkıcı geçtiğini söylemesinin nedeni Doğunun her yönünden kalkınmamış , geri kalmışlığın üzüntüsünden kaynaklandığını söyler. Oradaki yaşayan insanlar mutsuz iken ben nasıl mutluyum derim, onlar iyi diğilken ben nasıl iyi geçti derim, onlar sıkıntı içinde iken ben nasıl eğlenceli geçti derim derdi. İşte bu duygular içinde 1984 yılı sonlarında terhis olmuş ve tekrar sivil hayatına dönmüştür.
Yalçın askerlik dönüşü bir gazinoda müzik yaparken İstanbul Opera Md. Nün dikkatini çekmiş, bir ara Yalçın’ın yanına giderek tebrik ettikten sonra “ sizin sesiniz dünyada ender bulunan seslerdendir. Keşke sizinle daha once karşılaşsaydık” diyerek kart vizitini Yalçın’a verir ve “ Bana bir ara gelince konşalım “ demiştir.
Yalçında en kısa bir zamanda kendisinin ziyaretine gider. Bu ikinci görüşmelerinde Opera Md. Yalçına nota bakımından kontrol eder ve memnuniyetini bildirir. Onun tavsiyesine uyarak açılan İstanbul Opera İmtihanına girerek, konservatuar menzunlarının dahi kazanamadığı imtihanı kazanarak Operaya girer. İki sene operada çalıştıktan sonra yeni kurulan İstanbul Belediyesi Kent Orkestrasına Kent Orkestrası aynı şartlarla ve kadrosuyla assolist olarak girer burada görev yaparken aynı zamanda da kendi orkestrasıyla her gece Hilton Otelinde program yapmaktadır.
İstanbul Belediye Kent Orkestrasına giriş nedeni de dışarda daha rahat çalışması açısından tercih edilmiştir. Hilton da haftada iki gün Pazar, Pazartesi onun dinlenmesi açısından programı yoktur. Bu boşluktan faydalanarak Oramiralin emekliye ayrılması münasebetiyle Gölcük Askeri Gazinosunda düzenlenen veda gecesinden aldığı teklifi de hatır için kabul eder. Kabul ediş nedeni o gece Eşi ve İspanyadan yeni dönmüş olan kızının Yalova Yüksel Sitesindeki yazlık dairesinin de Işıl ve Talat Dedesi Kayınpedeeri Talat Karacasu yanındaki iki günlük hafta tatilini geçirmek için gidişleridir.
Düşünceleri : Gölcükteli program sonrası İstanbula dönmektense o gece onların yanındaki geceyi beraber geçirip ertesi gün Yalçın ın kayınpederi hocası, Talat Karacasu olmak üzere Sevgili biricik oğlumuz Yalçın Gürbüz , onun eşi , sevgili biricik kızımız Esin Gürbüz, ömrünün ilk baharında daha henüz 17 yaşında sevgili biricik torunumuz Melodi Işıl Gürbüz hep tek olan biricik varlıklarımız Yalova dan bir daha dönmemiş ve dönememişlerdir.
Çünkü 17 Ağustos 1999 gecesi saat 03:02 de uykuda bulan deprem onları ansızın yakalamış ve en derin uykularından uyandırmadan üçünü de yanyana koyun koyuna yıkılan enkazdan başlarını , elleriyle korumak istercesine yakınlarına ve sevdiklerine adeta havada elleriyle veda edercesine ve başka odada da Talat Karacasu dördü birden bir daha hiç, ama hiç dönmemek üzere, ve şimdi kimsesiz kalan geride bıraktıkları anne babalarını ve çok sevdiklerini, acı ve gözyaşlarına boğarak Şehitlik Ruhları şâd olsun. Nur içinde yatsınlar.

Babası Hüdai Gürbüz

Yalçın Gürbüz’ün Doğumu: 22 Temmuz 1954 ( Üsküdar )

Okul Öncesi:
1954 - 1955 Yaş: 1
1955 – 1956 Müzikle ilgisi 2
1956 – 1967 Müzik’e başlaması 3
1957 – 1958 4
1958 - 1959 Okumaya Geçmesi 5
1959 – 1960 6

Okul Çağı:
1960 - 1961 1. Sınıfa kayıt Halil Rüştü İlkokulu 7
1961 – 1962 2. “ “ “ “ “ Üsküdar 8
1962 – 1963 3. “ “ “ “ “ 9
1963 - 1964 4. Sınıf Beyoğlu Sarat Sinemasında Konserde aldığı ödül 10
1964 – 1965 5. Sınıf Galatasaray Lisesi Mezuniyet Konseri 12.6.1965 11
1965 – 1966 1. Hazırlık Fransız Saintjoseph 12
1966 – 1967 2. “ “ “ 13
1967 – 1968 1. Sınıf “ “ 14
1968 – 1969 2. “ “ “ 15
1969 – 1970 3. Sınıf Burhan Felek Lisesi ( üsküdar ) 16
1970 – 1971 1. Sınıf “ “ “ 17
1971 – 1972 2. Sınıf “ “ “ 18
1972 – 1973 3. Sınıf “ “ “ 19
1973 – 1974 1. Sınıf Sultan Ahmet İktisadi ve Ticari ilimler 20
1974 – 1975 1. Sınıf İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fak. Jeofizik 21
1975 – 1976 2. “ “ “ “ “ “ “ 22
1976 – 1977 3. “ “ “ “ “ “ “ 23
1977 - 1978 4. “ “ “ “ “ “ “ 24

Okul Sonrası:
1978 – 1979 25
1979 – 1980 26
1980 – 1981 27
1981 – 1982 18 Mayıs 1981 Esin ile Evlenmesi 28
1982 – 1983 7 Mart 1983 Işıl’ın doğumu 29
1983 – 1984 1984 Teğmen olarak Terhis 30
1984 – 1985 31
1985 – 1986 32
1986 – 1987 33
1987 – 1988 34
1988 – 1989 35
1989 – 1990 36
1990 – 1991 37
1991 – 1992 38
1992 – 1993 39
1993 – 1994 Istanbul Operası İmtihanı 40
1994 – 1995 Istanbul Operası İmtihanı 41
1995 – 1996 Istanbul Operası İmtihanı 42
1996 – 1997 43 1997 – 1998 İstanbul Belediyesi Kent. Orkestreası As Solisti 44
1998 – 1999 İstanbul Belediyesi Kent. Orkestreası As Solisti 45
1999 – 2000 17 Ağustos 1999 Saat 03.02 Depremi Ölümü. 46

YALÇIN Son Vesikalık


Fotoğraf ALBÜMÜ için tıklayınız

Text Aktarım : Can ÇETİN


Melahat ve Hüdai GÜRBÜZ ; İlkokulu Açıldı
M&H.G. OKUL Sayfası
Ayrıntılar için Tıklayınız


Ana Sayfaya Dönmek için tıklayınız